Hipokrom kansızlıklar, alyuvar ortalama hemoglobin yoğunluğunun yüzde 28′in altına düşmesi ile tanımlanır. Genel nitelikleri şunlardır.
— hemoglobin miktarında azalma, alyuvar sayısındaki azalmadan çok fazladır;
— alyuvar ortalama hacminde bir azalma (mikrositoz) ve alyuvarların kendi aralarında büyüklük farklılıkları olması (anizositoz);
— .alyuvar ortalama hemoglobin miktarı ve yoğunluğunun çok düşük olması (hipokromi).
Bütün hipokrom kansızlıklarda, kan demiri ölçümleri mutlaka yapılmalıdır; çünkü bu inceleme, iki çeşit hipokrom kansızlığın ayırdedilmesini sağlar;
— daha sık raslanılan, kanda demir eksikliğiyle giden hipokrom kansızlıklar;
— kan demirinin normal ya da normalden fazla olduğu hipokrom kansızlıklar.
Kan demiri oranı normal olarak 100 ml’de erkekte 120 jıgr, kadında 100 gr’dır.
KANDA DEMİR EKSİKLİĞİ İLE GİDEN HİPOKROM KANSIZLIKLAR
Kanda demir eksikliği ile giden hipokrom kansızlıklar, hipokrom kansızlıkların yüzde 90′ını oluştururlar.
NEDENLER
Genellikle bir kanama sonrasında ortaya çıkan kan yitimine, ender olarak da beslenmede demir eksikliğine ya da demirin eğilimini engelleyen bir barsak hastalığına bağlıdır.
TEŞHİS
Klinik belirtiler
Bu kansızlıkların özel bazı klinik belirtileri vardır. Hastalar özellikle yeşilimsi bir solgunluktadır; mukozalar soluktur; saç ve kıllarında dökülmeler olmuştur; tırnakları yumuşaktır, kolay kırılır ve. dışbükey değil içbükeydir. Ayrıca, normalde dilin üstünde bulunan kabarcıklar yokolur ve dil kaygan laş ir.
Tamamlayıcı muayeneler
Kemik iliğinden iğneyle örnek alma, demir içeren hücrelerde (sideroblastlar) bir azalma olduğunun saptanmasını sağlar. Kanın incelenmesi kan demirinin çok azaldığını kanıtlar. Radyoaktif demir (demir 59) kullanılarak yapılan karmaşık incelemeler, organizmanın demirinin anormal biçimde azaldığını açıkça gösterir.
HASTALIĞIN ÖTEKİ BİÇİMLERİ
Aşağıda anlatılan iki büyük nedene bağlıdır.
Bir kanamaya bağlı olarak kan demiri yitimiyle ortaya çıkan kansızlıklar
Tedavi gerektiren ve telaşlandıran önemli kanamalardan çok, az ama tekrarlayan küçük kanamaların sonucudurlar. Hasta tarafından uzun zaman önemsenmezse, bu kanamalar kan demiri yitimine neden olur ve organizmanın demir yedeği fazla olmadığından, kemik iliği, alyuvarlara hemoglobin üretmek için yeterli demiri bulamaz. Demir eksikliği kansızlıkları karşısında, mutlaka bir kanama odağı araştırılmalıdır. Kanamalar başlıca iki çeşittir: Kadın için dölyatağı kanamaları; gerek kadın, gerek erkek için, sindirim sistemi kanamaları, özellikle de diyafram fıtıkları (diyaframın yemek borusu açıklığından midenin göğüs boşluğuna girmesi), mide ülserleri, mide-barsak kanserleri.
Sindirim sistemi kanamalarının doğrulanması, dışkıda sistemli olarak kan aranmasıyla yapılır ve sindirim borusuna değişik röntgen incelemeleri uygulanmasını (baryumlu lavman, mide ve oniki-parmak barsağı filmleri) gerektirir.
Kanda demir eksikliğiyle giden ve kanama sonucu olmayan hipokrom kansızlıklar
Çeşitli nedenleri vardır.
Yetersiz demir alımı
Bu yetersiz alım, gebe kadında ve süt çocuğunda kendini gösterir.
Gebe kadında
Dölütün gelişmesi için demir önemli olduğundan, gebelik sırasında bir kadının demir gereksinmesi çok daha fazladır; oysa bu artan gereksinmeler, her zaman beslenmeyle karşılanamaz. Gebe kadında kansızlık-^tâşsa” çıkarsa-çoğunlukla gebeliğin son aylarmda-bölifir,.
Süt çocuğunda
Demir yedekleri tek başlarına süt çocuğunun gelişmesini (hele bu yedekler erken doğanlarda ve ikizlerde olduğu gibi azsa) sağlayamaz. Oysa süt ve unlu besinler, çok az miktarda demir içerir. Bu, erkenden çeşitlendirilmiş beslenmenin önemini açıklar. Süt çocuklarındaki bu kansızlıklar, genellikle yaşamlarının birinci yılında ortaya çıkar ve dalağın aşırı büyümesiyle ve akyuvar sayısının artmasıyla (lökositoz) birlikte görülür.
Demir emiliminin eksikliği
Bazı hastalıklarda, besinle demir alımının normal olmasına karşın, demirin barsaktan emilimi bozulmuştur: Çok az emilir ya da hiç emilmez. Bazı mide mukozası körelmeli gastritlerden (atrofik gastritler), bazen midenin bir bölümünün ameliyatla alınmasından sonra ya da çok uzun süren ishallerden sonra, bu durum görülür.
TEDAVİ
Bu kansızlıklar iki yolla tedavi edilir
— demir eksikliğinin nedene dönük tedavisi; özellikle kanamaların ilaçla ya da ameliyatla tedavisi;
— birkaç hafta ya da ay süresince, kan demiri normal hale gelinceye kadar, günde bir-iki gram demir tuzları biçiminde demir verilmesi.
Acil durumlarda, kan aktarımı, özellikle de alyuvar konsantreleri aktarımı yapmak gerekebilir.
KAN DEMİRİNİN NORMAL YA DA NORMALDEN FAZLA OLDUĞU HİPOKROM KANSIZLIKLAR
Bu kansızlıklara daha az raslanır (hipokrom kansızlıkların yüzde 10′u). Hemoglobin üretimi için, normal olarak demir vardır; ama iyi kullanılamamaktadır. Tamamlayıcı muayeneler, kan demiri düzeyinin normal ya da normalden fazla olduğu ve kemik iliğinde demir yüklü hücrelerin sayısının fazla olduğunu ortaya koyar.
Radyoaktif demirle yapılan deney, demirin kullanımının kötü olduğunu kanıtlar. Süreğen olduklarından bazı iç organlarda aşırı demir birikimi gösteren bu hastalıklar doğuştan, sonradan edinilmiş ya da nedeni belirsiz olabilirler. Hastalık doğuştansa Akdeniz kansızlığı (talasemi) sözkonu-sudur. Türkler, Yunanlılar, G. İtalyalılar, Korsikalılar, Sardinyalılar ve K. Afrikalılarda görülür. Alyuvarların biçimi bozularak hedef hücre görünümü alır. Hemoglobin analizi bu maddenin yapısının normal olmadığını gösterir. Sonradan edinilmiş olanlar, ya kurşunla zehirlenmeden, ya B6 ya da C vitaminleri eksikliğinden (iskorbüt) ileri gelir. Nedeni bilinmeyenler, yaşlı hastalarda görülür.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder