GÖZ FIRLAKL1ĞI (EKZOFTALMİ)
Ön yüzü dışında, göz çukuru çeperlerinin büyük bölümü kemik olduğundan, göz çukuru içindeki bütün hastalık süreçleri göz fırlaklığıyla, ya ni gözün öne doğru itilmesiyle kendilerini belli ederler.
Gözyuvarlarmın içeri çökmesi (enoftalmi), yani gözün geriye gitmesi ve üst kapak düşüklüğüyle göz çukuru hacminin azalması, çok daha ender raslanan bir durumdur. Dikkatli bir klinik muayenenin yönlendirdiği teşhis, tamamlayıcı muayenelerle doğrulanacaktır.
MUAYENELER Klinik muayene
Klinik muayeneden önce, bozuklukların başlama biçimini (ilerleyici ya da apansızın), eşlik eden belirtileri (görme keskinliğinin azalması, çift görme, v.b.) ve genel belirtileri (ateş, genel durumun bozulması, v.b.) ortaya koyacak bir sorgu yapılmalıdır.
Gözle muayene
Bozunların tek ya da çift yanlı oluşunun saptanmasını, ekzoftalmometre (perimetre) yardımıyla göz çukuru dış kenarı ile saydam tabaka tepesi arasındaki uzaklığı ölçerek göz fırlaklığının ölçülmesini sağlar; ayrıca kapakların durumunu, bir iltihap öğesi bulunup bulunmadığını, gözün yalnızca öne değil, aynı biçimde yanlara, yukarı ya da aşağıya doğru itilme olasılığını değerlendirmeye olanak verir.
Elle muayene
Kapakların üstünden gözyuvarı göz çukuru arası uzaklığın durumunu (normalde serbesttir), göz fırlaklığmın nabız gibi vurumlu olup olmadığını, gözü çukuruna itebilme olanağı bulunup bulunmadığını değerlendirmeyi sağlar. Göz fırlaklığmın geri itilemez olması, çoğunlukla göz çukuru içinde bir ur belirtisidir.
Tam göz muayenesi
Hastalığa eşlik eden bütün gözyuvarı anormalliklerinin belirlenmesini sağlar; Görme keskinliğinin azalması; görüş alanının daralması; saydam tabaka duyarlığında anormallik; göz içi basıncı artışı; iç ya da dış nedenli gözyuvarı hareket felci; görme alanı anormalliği; v.b.
Tam genel muayene
Çoğunlukla, göz fırlaklığınm gizli kalabilecek bir genel nedene bağlanmasını sağlar.
Tamamlayıcı muayeneler
Klinik muayene verileri ışığında seçilen bu muayeneler, çoğunlukla nedenin teşhisini, hiç değilse bu teşhise yaklaşmayı sağlarlar. Duruma göre şunlara başvurulur:
— standart radyografi;
— göz çukuru anjiyografileri (atardamar, toplardamar filmleri);
— göz çukuru ekografisi;
— daha seyrek başvurulan gammagrafi ya da termografi gibi muayeneler.
Bu bilgiler sonucunda neden, kesinlikle teşhis edilir ya da hiç değilse, göz fırlaklığınm içsalgı bezleri, iltihap, damar ya da ur kökenli olduğu ortaya konur.
NEDENLER
İçsalgı bezi kökenli göz fırlaklığı
Çoğunlukla Basedow hastalığı (tiroyit bezinin aşırı çalışması) sırasında görülür. Genellikle iki yanlıdır; bir gözde daha fazla da olabilir.
Genel muayene ve tamamlayıcı içsalgı bezi işlev muayeneleri teşhise götürür.
İltihap kökenli göz fırlaklığı
Göz çukuru selülitinin teşhisi genellikle kolaydır. Genellikle çocukta, daha ender olarak erişkinde görülür. Kırmızı sıcak ve ağrılı bir göz fırlaklığına, genel bir enfeksiyon tablosu eşlik eder. Genel kural olarak kesin bir enfeksiyon tedavisi, genellikle iyileşmeyi sağlar. Ender olarak göz çukurunda göz çukuru apsesi denen bir irin toplanması olur; bu durumda, göz çukurunun ameliyatla açılıp irinin boşaltılması gerekir.
Damar kökenli göz fırlaklığı
Kendiliğinden ya da bir travma-sonucunda ortaya çıkabilir. Genellikle klinik muayene teşhisi sağlar. Hasta, bir kafa içi üfürümü algılayabilir; bu üfürüm gözün dinlemeyle muayenesinde de saptanır. Göz sümüksel zarı damarlarında ve göz dibi damarlarında genişleme, bazen de bir göz içi yüksek basıncı vardır.
Şahdamarı filmi çekme ve göz çukuru toplardamar filmi, hastalığın nedenini ortaya koyar. Genellikle gözün arkasında, kavernöz sinüs boşluğunda, şahdamarıyla bir kavernöz sinüs toplardamarı arasında anormal bir kısadevre (karotido- kavernöz fistül) sözkonusudur.
Ur kökenli göz fırlaklığı
İlerleyici niteliği ve geri itilememesi, klinik muayenede bir ur olasılığı akla getirir. Urun Te-non kılıfı ve göz hareket kaslarından oluşan kas -akörtü (aponevroz) konisinin içinde ya da dışında bulunduğunu değerlendiren muayeneyle ve daha önce saydığımız tamamlayıcı muayeneler dizisiyle teşhis doğrulanır. Ne tür bir urun sözkonu-su olduğu, özellikle de cerrahi yaklaşım açısından çok önemli olan urun yeri saptanır. İyicil ya da kötücül birçok ur, göz fırlaklığma yolaçabilir.
TEDAVİ
İltihap ve içsalgı bezi kökenli göz fırlaklığının tedavisi, nedenlerinin tedavisiyle aynıdır: İltihap kökenli olanda yüksek dozda antibiyotik tedavisi; içsalgı bezi kökenli olanda tiroyit bezinin aşırı çalışmasının tedavisi. Bununla birlikte, Basedow hastalığı kökenli göz fırlaklığmm, tiroyit bezinin aşırı çalışmasının tedavisinden sonra da sürebileceği, bazen tek başına ödemli biçimde ilerleyebileceği ve tedavisinin güç olduğu bilinmelidir.
Damar kökenli göz fırlaklığının tedavisi çok güçtür. İç şahdamarmın bağlanması önerilmiştir. Ama bu yöntemin, sözkonusu atardamarın kanlandırdığı beyin yarısı için bazı tehlikeleri vardır. Günümüzde uygulanan yeni bir tedavi yöntemi, sonda uygulamayla yerleştirilen bir kas parçasıyla kısa-devrenin tıkanmasıdır.
Ur kökenli göz fırlaklığmın tedavisi, urun ameliyatla çıkarılmasıdır. Urun yerine göre, çeşitli yaklaşım yolları vardır:
— muayenede yalnızca ön tarafta bulunma niteliği kesinleşmiş urlar için, ön göz çukuru açma (duruma göre keşi üst iç, üst dış ya da alt dış olarak yapılır);
— şakak tarafından göz çukuru açma (orbitotomi): Göz çukuru dış kemik çeperinin hemen çıkarılmasını kapsar ve önden arkaya, göz çukurunun bütün dış bölümünün kusursuzca görülmesini sağlar;
— alın yoluyla göz çukuru açma: Göz çukuruna yukardan, kafa içi yoluyla varmayı sağlar. Bu yaklaşım yolu beyin cerrahlarına özgüdür. Üst, arka ve koni içi urlarda en iyi yöntemdir. Ayrıca içinde niteliği ve yerleşimi belirlenemeyen bir olay geçtiği bilinen bir göz çukurunun kesin teşhis amacıyla açılmasında da en iyi yöntemdir.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder