Bu terim altında, genel hastalıkların neden olduğu belli sayıdaki ağ tabaka hastalıkları toplanır. Bu hastalıkların ilk sırasında şeker hastalığı (diyabet) ve atardamar yüksek basıncı yeralır.
Şeker hastalığı kökenli ağ tabaka hastalığı
Dünyada en sık raslanan körlük nedenlerinden biridir. Şeker hastalığının 10 -15 yıllık bir evriminden sonra, mutlaka ağ tabaka hastalığı görülür. Genellikle, bedenin tümünü ilgilendiren genel bir muayenede ortaya konur. Gerçekte, işlevsel bozukluklar geç. olarak, sarı leke ödemi ya da daha ağır bozunlar belirdiğinde ortaya çıkarlar. Bu ağ tabaka hastalığı klinik olarak, önemi artan biçimde 4 evrede gelişir. Üstelik bu evrelere ihtilatlar eklenir.
Şeker hastalığı kökenli ağ tabaka hastalığı. Küçük kanamalar ve sarımsı beyaz birikintiler seçilmektedir.
Çeşitli evreler
Birinci evre
Göz dibinde bazı toplardamar genişlemeleri ve küçük anevrizmalar bulunmasıyla ortaya çıkar. Bunlar, ağ tabakanın turuncusarı zemini üstünde küçük kırmızı noktalar biçiminde beliren, ağ tabaka kılcal damarlarına asılı genişlemelerdir.
İkinci evre
Toplardamar genişlemesine ve küçük anevrizmalara, arka kutupta yaygın olan ağ tabaka kanamaları ve ağ tabaka birikintileri, sert balmumu görünümünde yuvarlak, küçük, sarımsı beyaz lekeler eklenir.
Üçüncü evre
Önceki öğelere çok dayanıksız, bazen camsı cisim içinde çoğalıcı ağ tabaka ihtilatı adı verilen bir bağdokusu artışıyla taşman yeni kılcal damarların ortaya çıkışı eklenir. Bu yeni kılcal damarlar, camsı cisim içi kanamaların kökenidirler.
Dördüncü evre
Bu son evre, çoğalıcı ağ tabaka iltihabının çekmesine bağlı ayrılma dönemidir. Bu ayrılma biçiminin tedavisi, olanaksız denilecek derecede güçtür.
Şeker hastalığı kökenli ağ tabağa hastalıklarının ihtilatları
Üç ihtilat çeşidi hastalığın geleceğini ağırlaştırırlar.
Şart leke ödemi
Uzaktan ve yakından merkezi görmeyi önemli ölçüde azaltır. Göz dibinde, sarı leke bölgesinin ödemi biçiminde yansır. Sarı leke, normalden daha beyaz olan ve bazen göz dibi merkezi çevresinde yıldız biçimi kıvrıntılı olan komşu ağ tabakaya oranla çıkıntılıdır.
Toplardamar trombozu
Şeker hastalığı, başlıca nedenlerinden biridir.
Kanamalı glokom
Yeni oluşmuş damarların oluşturduğu iris-saydam tabaka açısı engeline bağlı göz içi yüksek basıncı, şeker hastalığının yolaçtığı ağ tabaka bozun-larında, daha çok da toplardamar trombozu ya da camsı cisim kanaması sonrasında görülür. Tedavisi son derece güçtür.
Şeker hastalığı kökenli ağ tabaka hastalığı. Bir önceki resimdeki aynı hasta. Flüoresein anjiyogra-fisi. Küçük anevrizmalar, küçük beyaz noktalar halinde belirmişlerdir. Flüoreseinin işlemediği ağ tabaka kılcal damarlarının tıkanıklıklarına uyan yuvarlak bölgeler görülmektedir.
Şeker hastalığı kökenli ağ tabaka hastalığının tedavisi
Çok güçtür. Çoğalıcı (proliferatif) ağ tabaka hastalığı ve ağ tabaka ayrılması döneminde olanaksızdır. Günümüzde, birçok öğenin birleştirilmesiyle bu döneme ulaşması önlenmeye çalışılmakta ve bazen başarılı sonuçlar alınmaktadır.
Şeker hastalığının dengelenmesi
Kan şekeri düzeyi ile şeker hastalığı kökenli ağ tabaka hastalıklarının varlığı, ortaya çıkış hızı ve ciddiliği arasında açık bir ilişki vardır. Kan şekeri düzeyi iyi ayarlanan şeker hastalarındaki ağ tabaka hastalıklarının, iyi ayarlanmamış şeker hastalarında gözlenenler kadar ciddi olmadığı farkedil-miştir. Dolayısıyle, şeker hastalığı uzmanından ve hastanın kendisinden, şeker hastalığının elden geldiğince en sıkı biçimde gözetimi, denetimi ve dengelemesi istenmelidir.
Flüoresein anjiyografisi
Bu muayene, oftalmoskopla yapılan yalın muayenede bulunamayan ağ tabaka hastalıklarını ortaya çıkarmayı, daha ciddi durumlarda bozuklukların yaygınlığını ve önemini değerlendirmeyi ve ışık tedavisiyle yönlendirmeyi sağlar. Bütün şeker hastaları, en az yılda bir kez bu muayeneden geçirilmelidir.
Işık tedavisi
Geniş alanlar halinde tabaka körelmesi bölgeleri gösteren şeker hastası miyopların, öteki şeker hastalarına oranla ağ tabaka hastalıklarına daha az tutuldukları farkedildi. Birkaç yıl sonra, şeker hastalığı kökenli ağ tabaka hastalığının büyük ölçüde, ağ tabaka düzeyinde oksijen eksikliğine bağlı olduğu bulundu. Öte yandan, bu oksijen eksikliği yeni damarların ortaya çıkmasının da nedeniydi. Buna dayanılarak, ağ tabakanın bir bölümünün (geri kalan bölümün ağ tabaka damarları tarafından getirilen oksijenden azami yararlandırılması amacıyla) ortadan kaldırılması ve böylece yeni damarların ortaya çıkmasının önlenmesi düşüncesi ortaya atıldı.
Bu düşünceden temellenen argon lazerle yapılan ışık tedavisi, ağ tabakada işlevsel açıdan ayırdedil-meyen pıhtılaşmalar sağlar. Öte yandan, damar anormalliklerinin tedavi edilmesini sağlar ve sarı leke ödeminin ortaya çıkmasını önler. .
Kanın biçimli öğelerinin üst üste kümelenmesine karşı ilaçlar
Şeker hastalığı sırasında ağ tabaka oksijenlen-niesinin azalması, bir yandan kılcal damarların bazal zarmdaki anormalliklerin, öte yandan da kılcal damar boşluğunu kanın biçimli öğelerinin daraltılmasının sonucudur. Kanın biçimli öğelerinin üst üste kümelenmesine karşı kullanılan çeşitli ilaçların amacı, bu daralmaları önlemektir; bu yüzden kusur suz bir ek tedavi aracıdırlar. Bütün şeker hastalarının en iyi biçimde dengelenmesi, flüoresein anjiyografisi ile birlikte sık sık göz muayenelerinden geçirilmeleri gerekmektedir; kümeleşmeye karşı tedavi ve argon lazer de geliştirilip yaygınlaştırılmalıdır.
Atardamar yüksek basıncına bağlı ağ tabaka hastalığı
Sürekli atardamar yüksek basıncı kadar sık râslanır. Bütün atardamar basıncı yüksek Kişilerde, hastalığın evrimi süresince az ya da çok erken ortaya çıkan ve az ya da çok belirgin göz dibi değişiklikleri vardır. Sürekli atardamar yüksek basıncına bağlı ağ tabaka değişiklikleri, ağ tabaka hastalığının evrim dönemlerine değil, yüksek basıncın ciddiliğine uyan 4 dönemde sınıflandırılmışlardır.
Çeşitli dönemler
Birinci dönem
Ağ tabaka atardamarlarının yerel kasılmalarıy-la, daralmalarıyla ortaya çıkar. Buna, ağ tabaka merkez atardamarının oftalmodinamometre ile ölçülen basıncının yükselmesi eklenir. Ağ tabaka mer-, kez atardamarı basıncının yükselmesi, genel atardamar yüksek basıncının bir yansımasıdır.
İkinci dönem
Birinci biçimdekine benzer atardamar değişiklikleri ile ortaya çıkar. Ağ tabaka atardamarları daha parlaktırlar (gümüş parlaklığında) ve alışılagelmiş kıvrımlarını yitirerek gerginleşir, katılaşırlar. Normalde geniş açı yaparak birbirlerinden ayrılmalarına karşılık, bu durumda dar açı yaparak ayrılırlar.
Üçüncü dönem
Bundan önceki atardamar değişikliklerine, ağ tabaka değişiklikleri eklenir.
Bu değişiklikler kanamalar, ağ tabaka birikintileri ve ağ tabaka ödemidir:
— kanamalar çoğunlukla bir mum alevi görünümünde ve damarlar boyunca dizilmişlerdir;
Ağ tabaka merkez toplardamarının trombozu Toplardamarlar kıvrımları artmış sucuk gibi şiş ve siyahımsı renklidirler. Bütün göz dibi ödem ve kanamalarla doludur.
— ağ tabaka birikintileri 2 tür olabilirler: Ya sarı leke çevresinde yıldız görüntüsü oluşturabilen bir ağ tabaka ödemi yapısına uyarlar; ya da ağ tabaka üstüne yerleşmiş atılmış pamuk görünümünde bir görünüm alırlar. Bu ikinci durumda, ağ tabaka kılcal damarlarının tıkanmasıyla ortaya çıkan ağ tabaka bozukluğunun belirtisidirler;
— ödem, ağ tabakanın parlak görünümüyle belirgindir.
Dördüncü dönem
Bu dönemde ağ tabaka ödemi, görme sinirine
yerleşir ve göz dibi muayenesinde görme siniri diski ödemi görülür.
Atardamar” yüksek basıncı kökenli ağ tabaka hastalığının tedavisi
Göz dibi muayenesi sistemli olmalı ve atardamar basıncı yüksek olan her kişide tekrarlanmalıdır; çünkü, atardamar yüksek basıncının eskiliğini, ciddiliğini, özellikle de göze yansımasını değerlendirmeyi sağlar. Atardamar yüksek basıncı kökenli ağ tabaka hastalığının özel tedavisi yoktur. Tedavisi, hastalığa yolaçan atardamar yüksek basıncının tedavisi ile aynıdır.
Sonuç
Atardamar yüksek basıncı kökenli ağ tabaka hastalığı bazı gözlemlerin anımsanmasını gerektirir:
— işlevsel bozukluklar fazla önemli değildir; bazen belirsiz, bazen de küçük siyah noktalar görülmesine indirgenmişlerdir; en çok, sarı leke bölgesi ödemi kökenli görme keskinliği azalması saptanır;
— atardamar yüksek basıncı belirtilerine çoğunlukla atardamar sertliğinin yolaçtığı atardamar ve toplardamar belirtileri de eklenir; bu belirtiler atardamar çapında düzensizlikler ve çaprazlaşma (Gunn) belirtisidir (bir atardamar ile bir toplardamarın çaprazlaştığı düzeyde); normalde, çaprazlaşma yerinde toplardamar, atardamar altında görülür; atardamar sertleşmesinde, sertleşmiş atardamar toplardamarı ezer ve o bölgede görünmez kılar; çaprazlaşmanın gerisinde, kanamaların belirmesi ile giden bir toplardamar tıkanıklığı ortaya çıkabilir.
Kan hastalığı kökenli ağ tabaka hastalıkları
Alyuvarları, akvuyarları ya da plazmanın proteinlerini ilgilendiren bütün kan hastalıkları, ağ tabaka değişikliklerinin belirmesine yolaçabilir.
Alyuvar anormallikleri
Kansızlık ileri derecede olduğunda ağ tabaka solukluğuyla, bazen de ağ tabakada yuvarlak kanamalar biçiminde göz dibi bozukluklarıyla birliktedir;
Alyuvar artışı (poliglobüli) ise, tersine sucuk gibi, dolgunlaşmış toplardamarlarla ağ tabakada kan göllenmesine neden olur. Bu durumun ihtilatı olarak kanama, hattâ toplardamar trombozu görülebilir.
Akyuvar anormallikleri
Lösemiler (kan kanseri) sırasında raslanan ağ tabaka değişiklikleri bu hastalıkları niteler. Söz-konusu değişiklikler şunları kapsar:
— genişlemiş ve sucuk gibi olmuş toplardamarlar biçiminde toplardamar değişiklikleri;
— genellikle akyuvar sayısındaki artmayla birlikte olan kansızlığın derecesi ile orantılı ağ tabaka solukluğu;
— merkezinde beyaz bir nokta bulunan mum alevi biçiminde ağ tabaka kanamaları.
Plazma proteinleri anormallikleri
Temelde Kahler hastalığı (miyelom) ya da Waldenström hastalığı (makroglobülinemi) sırasında olduğu gibi, ya plazma proteinlerinin tümü ya da bir bölümü artmıştır. Proteinlerin artışı kan
ağdalılığmm artması (hiperviskozite) nedeniyle, ağ tabaka dolaşımında önemli bir yavaşlamaya yolaçar. Göz dibinde toplardamarlar genişlemiş ve koyudurlar. Görme siniri diskine doğru ilerleyen kan sütununun parçalara ayrılması (tanecikli akım) gözlenir. Toplardamar kanaması ve trombo-zu ortaya çıkabilir.
Kan hastalıkları kökenli ağ tabaka hastalıklarının tedavisi
Özel bir tedavileri olmadığı ve tedavinin neden olan kan hastalığmmkiyle aynı olduğu kolayca anlaşılır. Göz dibi muayenesi, tedavinin etkililiğini gözleme öğelerinden biridir.
İlaçların yolaçtıgı ağ tabaka hastalıkları
Bazı ilaçlar ağ tabakaya zarar verebilirler. Kinin
Yalnızca çok yüksek dozlarda alınırsa (sözgelimi bir intihar girişiminde) ağ tabaka belirtileri verir.
• Ağ tabaka hastalığı, göz dibinde bir ağ tabaka ödeminin eklendiği çok önemli bir atardamar daralması tablosuyla birlikte görme keskinliği azalması biçiminde belirir. Tedavi, toplardamar yoluyla ya da gözyuvarı arkasına iğneyle, yüksek dozda damar genişleticiler verilmesine dayanır.
Sentetik sıtma ilaçları
Bu ilaçlar, bazı romatizma hastalıkları ya da esnek bağdokusu hastalıkları gibi ciddi hastalıkların tedavisinde çok yararlıdırlar. Sentetik sıtma
ilaçları kökenli ağ tabaka hastalığı birçok evrede gelişir. Önceleri yalnızca elektroretinogram (ERG) bozulur; sonra sarı leke bölgesinin pigmentlenmesi biçiminde göz dibi değişiklikleri belirir; en sonunda görme keskinliğinde bir azalma ve görme alanı bozulmaları ortaya çıkar.
Bu evrede bozukluk çoğunlukla kesindir, iyileştirilemez. Bu yüzden, sıtmaya karşı çok etkili olan bu tedavi altındaki hastalar, elektroretinogramla birlikte düzenli göz muayenelerinden geçirilir. Elektroretinogramda bir değişiklik görüldüğü an, sıtma tedavisine son verilmelidir.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder